Bu yazı ilk olarak iklimriskleri.com’da yayımlanmış, Temmuz 2026’da güncellenerek taşınmıştır.
İklim değişikliğinin en somut fiziksel risklerinden biri, sel (taşkın) olaylarının sıklaşması ve şiddetlenmesi. Türkiye bunu son iki yılda sahada yaşadı: Eylül 2025’te Rize-Artvin hattına metrekareye 276 kilograma varan yağış düştü, Mayıs 2026’da Hatay’daki sel ve heyelanlar 4 can aldı. Bu yazıda sel türlerini, iklim değişikliğinin sel riskini nasıl büyüttüğünü ve veri odaklı risk analizinin rolünü özetliyoruz.
Sel Türleri ve Etkileri

Her sel türünün oluşum dinamiği ve verdiği zarar farklı; doğru önlem, doğru sınıflandırmayla başlıyor:
| Tür | Tetikleyici | Tipik etki | Nerede görülür |
|---|---|---|---|
| Ani sel (flash flood) | 6 saatten kısa sürede aşırı yağış; baraj veya sedde patlaması | Su seviyesinde ani yükselme, çok kısa uyarı süresi; can kaybı riski en yüksek tür | Dar vadiler, şehir içi dere yatakları |
| Akarsu taşkını | Uzun süreli veya şiddetli yağışla nehir yatağı kapasitesinin aşılması | Günlerce sürebilen geniş alanlı baskın; ekonomik kayıp | Tarım arazileri, nehir kenarı yerleşimler |
| Kıyı taşkını | Fırtına rüzgârı ve düşük basınçla deniz seviyesinin aniden yükselmesi | Liman ve sahil yolu hasarı; erozyon, tuzlu su girişimi | Kıyı kentleri, delta bölgeleri |
| Plüvyal (yüzey) taşkını | Drenaj kapasitesini aşan yoğun yağış; nehir veya deniz taşması olmadan | Alt geçit, bodrum ve sokak baskınları; ulaşım aksaması | Betonlaşmış kent merkezleri |
İklim Değişikliği Sel Riskini Nasıl Büyütüyor?
Atmosfer her 1°C ısındığında yaklaşık %7 daha fazla su buharı taşıyabiliyor; bu da uygun koşullarda çok daha yoğun sağanak demek. Nitekim IPCC 6. Değerlendirme Raporu, aşırı yağışların sıklık ve şiddetinin küresel ölçekte arttığını ortaya koyuyor; kısa süreli şiddetli sağanakların geçmişe kıyasla daha sık yaşandığı ve ani sel riskini artırdığı bilimsel olarak gösterilmiş durumda.
İkinci mekanizma deniz seviyesinin yükselmesi: 20. yüzyıl başından bu yana yaklaşık 20 cm’lik artışa ek olarak, 2006-2018 döneminde yükselme hızı yılda 3,7 mm’ye çıktı — 20. yüzyıl ortalamasının neredeyse üç katı. Yükselen taban seviyesi daha küçük fırtınalarda bile su baskınına yol açıyor; önceden nadir görülen yüksek gelgit taşkınları birçok kıyı kentinde rutinleşmeye başladı. IPCC öngörülerine göre 2100’e kadar 30 cm ile 1 m arası ek yükselme olası; buz tabakalarının kararsızlaşması hâlinde 2 metreye varan senaryolar da masada. Bugün “100 yılda bir” görülen kıyı taşkınları, bu koşullarda birkaç yılda bir yaşanır hâle gelebilir.
Rakamlar Ne Söylüyor?
Sel, son yıllarda dünyanın en sık görülen doğal afeti hâline geldi: 1990-2023 arasında 4800’den fazla sel felaketi kaydedildi. Yalnızca 2021’deki 223 sel, önceki 20 yılın ortalamasının (~163) %36 üzerindeydi. Türkiye’de de Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 2010-2021 arasında 2486 şiddetli yağış ve sel olayı raporlandı — en sık görülen meteorolojik afet olan fırtınaya (2645 olay) yakın bir değer. 2018 ve 2019’da ülke genelinde 300’ün üzerinde sel yaşandı; 2018-2021’in her yılında sayı 200’ü aştı, 2020’de ise meteorolojik afetler içinde en büyük pay şiddetli yağış ve sellerindi.

Sahadan İki Örnek: Rize-Artvin 2025, Hatay 2026
19-21 Eylül 2025’te Rize ve Artvin’de metrekareye 276 kilograma varan yağış kaydedildi; bir köprü çöktü, Ayder Yaylası yolu ulaşıma kapandı. Can kaybı yaşanmadı; ancak dar ve dik vadilerde altyapının saatler içinde devre dışı kalabildiği bir kez daha görüldü. 20-22 Mayıs 2026’da Hatay’da ise Asi Nehri taştı, Karaçay Köprüsü kısmen çöktü; bilanço 4 can kaybı ve 17 yaralı. Bu hasarlar kamu bütçesinin yanı sıra sigorta ve reasürans sektörünü de doğrudan etkiliyor; taşkın bölgelerindeki varlıkların doğru fiyatlanması için lokasyon bazlı risk verisine ihtiyaç her yıl büyüyor.
UrClimate Next ile Veri Odaklı Risk Analizi
UrClimate Next, validasyonu tamamlanmış iklim projeksiyon verilerini arka planda işleyerek mühendislerin ve sürdürülebilirlik uzmanlarının belirli bir lokasyon veya tesis için sel riskini tek tuşla, anlaşılır skorlarla değerlendirmesini sağlıyor. Güvenilirlik sahayla test edildi: 2014-2024 arasında Türkiye’de yaşanan 45 sel vakasının lokasyonları incelendi; platformun yüksek risk skoru verdiği bölgelerin fiilen sel yaşanan yerlerle büyük ölçüde örtüştüğü görüldü. Aynı altyapıya dayanan UrClimate Score ise sel dahil fiziksel riskleri lokasyon bazında skorlayarak portföy düzeyinde karşılaştırmayı kolaylaştırıyor.
Rize’den Hatay’a son iki yılın olayları, sel riskinin uzak bir projeksiyon değil bugünün gerçeği olduğunu gösteriyor. Veriye dayalı risk analizi süreçleri hem hızlanıyor hem bilimsel güvenilirlik kazanıyor; bu da altyapı projelerinden şehir planlamasına, sigortacılıktan afet yönetimine kadar her alanda daha dirençli olmayı mümkün kılıyor.
