Bu yazı ilk olarak iklimriskleri.com’da yayımlanmış, Temmuz 2026’da güncellenerek taşınmıştır.
Orman yangınları, iklim değişikliğinin en yıkıcı akut fiziksel riskleri arasında yer alıyor. 2025 yazında Türkiye’de 53 ili etkileyen yangın sezonu ile Temmuz 2026’da İzmir Torbalı’da sanayi tesislerinin tahliyesine varan olaylar, riskin artık yalnızca ormanları değil; turizmden imalata, enerji altyapısından tedarik zincirlerine tüm ekonomiyi ilgilendirdiğini gösterdi. Bu rehberde yangın-iklim ilişkisini, Türkiye’nin 2025-2026 tablosunu, sanayi ve enerji risklerini ve TSRS raporlaması bağlantısını özetliyoruz.
İklim Değişikliği Yangınları Nasıl Besliyor?
Artan sıcaklıklar, düşen nem ve uzayan kurak dönemler ormanları daha yanıcı hâle getiriyor; birçok bölgede yangın mevsimi son 35 yılda yaklaşık bir ay uzadı. Isınan atmosfer bitki örtüsünü kurutarak yanıcı malzeme miktarını yükseltiyor; kar erimesi ve yağış rejimindeki değişimler ormanları daha uzun süre kurak bırakıyor.
Sonuç ölçülebilir: İnsan kaynaklı iklim değişikliği “yakıt kuraklığını” artırdı ve 1984’ten bu yana kümülatif yanan orman alanı neredeyse iki katına çıktı. Dünya genelinde uzun yangın mevsimlerine maruz kalan yanıcı alan büyüklüğü de son yıllarda ikiye katlandı. Sigorta sektörü verileri, son yirmi yılda “aşırı” orman yangınlarının sıklık ve yoğunluğunun iki kattan fazla arttığını doğruluyor.

Ölçek küresel: Kanada 2023’te, sıcaklıkların normalin 2,2°C üzerinde seyrettiği sezonda yaklaşık 15 milyon hektar kaybetti — 1989’daki en kötü sezonun iki katından fazlası. Avustralya’nın 2019-2020 “Kara Yaz” döneminde 24 milyon hektardan fazla alan kül oldu. Sibirya’dan Kaliforniya’ya, Amazonlar’dan Akdeniz havzasına yangın sezonlarının hem uzadığı hem şiddetlendiği raporlanıyor.
Türkiye’nin 2025-2026 Yangın Tablosu
Uzun dönem istatistikleri riskin yapısal olarak büyüdüğünü gösteriyor: 1988-2000 döneminde yılda ortalama ~1.900 yangın görülürken, 2011 sonrasında bu ortalama ~2.700’e yükseldi (İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Mühendisliği verileri). Yanan alan ise yıldan yıla büyük dalgalanıyor: 2021’de yaklaşık 140.000 hektar, 2023’te 15.000 hektar civarı. Tek bir kurak ve rüzgârlı sezonun bilançoyu nasıl katlayabildiği 2025’te acı biçimde doğrulandı.
2025 sezonu, Türkiye’nin yangın tarihine en ağır bilançolarından birini yazdırdı: Yangınlar 53 ilde etkili oldu; 17 kişi hayatını kaybetti, 96 kişi yaralandı, 50 binden fazla kişi tahliye edildi. En ağır olay 23 Temmuz 2025’te Eskişehir Seyitgazi’de yaşandı: 5 orman işçisi ve 5 AKUT gönüllüsünden oluşan 10 kişilik ekip, aniden yön değiştiren alevlerin arasında kalarak hayatını kaybetti.
Yanan toplam alan konusunda ise hangi verinin neyi ölçtüğüne dikkat etmek gerekiyor:
| Kaynak | Kapsam | 2025 verisi |
|---|---|---|
| OGM (Orman Genel Müdürlüğü) | Resmî kayıtlardaki orman alanı | 4.426 yangında ~49.769 hektar |
| Medya derlemeleri | Orman + kırsal alan toplamı | 80 binin üzerinde hektar |
| EFFIS (AB uydu izleme sistemi) | Uydudan tespit edilen tüm yanık alanlar | 162.188 hektar |
Aradaki fark çelişki değil, tanım farkı: OGM yalnızca orman rejimindeki alanları sayıyor, medya derlemeleri kırsal ve tarımsal yangınları da topluyor, EFFIS uydu görüntülerindeki tüm yanık izlerini ölçüyor. Raporlamada kullanılan rakamın kaynağı ve kapsamı bu yüzden mutlaka belirtilmeli. EFFIS’e göre 2025, Avrupa Birliği genelinde de 1 milyon hektarın aşıldığı rekor bir yıl oldu.
2026 sezonu da erken ve aktif başladı: 26 Haziran’da Balıkesir, Antalya ve Çanakkale’de aynı gün yangınlar çıktı. 14-15 Temmuz 2026’da Muğla Milas’ta yaklaşık 850 hektarı etkileyen yangında oteller ve tatil siteleri dahil 1.120 kişi tahliye edildi. Ertesi gün, 16 Temmuz’da İzmir Torbalı’da alevler sanayi bölgesine dayandı ve fabrikalar boşaltıldı.
Sanayi ve Enerji Tesisleri İçin Somut Riskler
Şiddetli yangınlar fabrika, rafineri ve enerji santrallerine doğrudan zarar verebiliyor. Enerji ve yenilenebilir enerji yatırımları da riskin dışında değil: Duman ve ısı güneş panellerinin verimini düşürüyor, iletim hatlarında arıza yaratıyor. Fiziksel hasara; üretim kesintileri, gelir kayıpları, artan sigorta primleri ve bakım masrafları ekleniyor. Torbalı’da fabrikaların boşaltılması, bu zincirin Türkiye’de yaşanmış bir örneği olarak kayda geçti.
Rüzgar ve güneş santralleri özel önlem gerektiriyor: 2023’te dünya genelindeki büyük yangınlar birçok güneş ve rüzgar projesini geçici olarak durdurmuş ya da verim kaybına uğratmıştı. Saha ve iletim hatları için yangın riskinin önceden analizi; kuru ot temizliği ve söndürme ekipmanlarının hazır tutulması gibi proaktif adımların planlanmasını sağlıyor. Finansal boyut da büyüyor: 2017-2021 arasında yangın zararlarının, önceki beş yıla kıyasla dokuz kat artarak 81,6 milyar ABD dolarına ulaştığı tahmin ediliyor.
Sanayi ve üretim tesislerinden enerji altyapısına, bu riski ölçmek isteyen kurumlar için UrClimate Score verileri orman yangını riskini mekânsal ve dönemsel boyutta skorluyor: Belirli bir coğrafi nokta için mevcut tehlike ve farklı iklim senaryoları altında 2050’ye kadar beklenen risk seviyeleri yıl bazında, mahalle düzeyine inen çözünürlükle sunulabiliyor.
Erken Uyarı ve TSRS Raporlaması
Uydu yangın algılama sistemleri, Yangın Hava Endeksi gibi meteorolojik indeksler ve NASA ile NOAA kaynaklı tahminler; sıcaklık, nem, rüzgâr ve toprak nemi verilerini anlık izleyerek yüksek riskli koşulları günler öncesinden saptayabiliyor. Makine öğrenimi de devrede: Bentivegna’nın (2024) Google Earth Engine tabanlı modeli, iklim, arazi ve bitki örtüsü parametrelerine göre yangın risk haritalarını düzenli güncelleyebiliyor. Erken uyarı yangını tamamen önleyemese de zararın kapsamını ve can kayıplarını ciddi ölçüde azaltabiliyor.
Raporlama tarafında TSRS 2: İklimle İlgili Açıklamalar standardı, orman yangınlarını ani gelişen (akut) fiziksel riskler arasında sayıyor; varlıklar ve tedarik zincirleri üzerindeki etkilerin kısa, orta ve uzun vadede değerlendirilmesini istiyor. İlk TSRS raporları, KGK’nın süreyi 31 Ekim 2025’e uzatmasının ardından 2025 sonbaharında yayımlandı; THY’den Arçelik’e, VakıfBank’tan Türk Telekom’a raporlar KGK portalında kamuya açık. Senaryo analizlerinde CMIP6 tabanlı iklim senaryoları hâlâ geçerli referans.
Tam bu noktada UrClimate Next; yangın risk haritaları ve GIS entegrasyonuyla varlık lokasyonlarının tehlike düzeyini izlemeyi, “en kötü senaryo” altında zarar tutarı ve operasyonel kesinti tahminleri gibi TSRS uyumlu girdiler üretmeyi sağlıyor. Böylece söndürme altyapısını güçlendirmekten riskli sezonlarda operasyonel önlem almaya kadar kararlar, veriye dayanarak planlanabiliyor.
Özetle bilim, yangın sezonlarının uzadığını ve şiddetlendiğini net biçimde ortaya koyuyor; Türkiye’nin 2025-2026 deneyimi ise riskin ormandan turizme ve sanayiye taştığını gösterdi. Önümüzdeki sezonlara hazırlık; tesis çevresindeki yanıcı örtünün yönetiminden tahliye planlarına, sigorta kapsamının gözden geçirilmesinden erken uyarı sistemlerine kadar bugünden atılabilecek adımlarla başlıyor.
