İklim değişikliği artık geleceğin senaryosu değil, bugünün gerçeği. Yıllardır sigorta sektörü için katastrofik riskleri sayısallaştıran ve modelleyen bir ekip olarak, verilerdeki değişimi en ön sıradan izliyoruz. Elimizdeki son 1 yıllık (Ocak 2025 – Ocak 2026) veriler, Türkiye’nin meteorolojik karakterinin kökten değiştiğini kanıtlıyor. “Beklenmedik” denilen olaylar, artık yeni “normal”imiz.
Avrupa Şiddetli Hava Veritabanı ve kendi analizlerimizle oluşturduğumuz rapora göre, son 1 yılda Türkiye genelinde toplam 948 aşırı hava olayı kaydettik. Bu, neredeyse her gün ortalama 2.7 olaya denk geliyor.
İşte dikkat çeken kritik istatistikler:
- Dolu Fırtınaları Liderliği Aldı: Kaydedilen olayların %46.2’si (438 vaka) şiddetli dolu yağışıydı. Tarım arazilerinden araçlara kadar en büyük maddi hasar kalemlerinden biri artık dolu riski.
- Türkiye’de Hortum Gerçeği: Bir zamanlar tropikal bölgelere özgü sandığımız hortumlar, 121 kayıtla (%12.8) ülkemizin kıyı şeridini ve iç kesimlerini tehdit ediyor. Antalya ve Mersin kıyıları kadar, iç bölgelerdeki “toz şeytanları” da risk haritasında yerini aldı.
- Riskli Bölgeler: İl bazında Antalya ve Diyarbakır 43’er kayıtla listenin başında yer alırken, onları Mersin (31) ve Şanlıurfa (24) takip ediyor. Bu veriler, riskin sadece kıyı şeridinde değil, Güneydoğu Anadolu’nun iç kesimlerinde de yoğunlaştığını gösteriyor.

Mevsimler Kayıyor, Şiddet Artıyor Verilerimize göre olayların en yoğun yaşandığı dönem Mayıs 2025 ayı oldu (223 kayıt). İlkbahar ve yaz geçişlerinde atmosferdeki kararsızlık, “süper hücre” fırtınalarını tetikleyerek kısa sürede büyük hasarlara yol açtı. Özellikle 10 cm çapa ulaşan dolu taneleri (Şanlıurfa, Mayıs 2025) ve 36.6 m/s hıza ulaşan rüzgarlar (Ege, Ocak 2026), altyapımızın dayanıklılık sınırlarını zorluyor.
Neden Bu Verileri Paylaşıyoruz?
Bugüne kadar bu hassas verileri biz sadece validasyon niyetiyle sigorta şirketleri için kullandık. Risk primlerini belirlemesi ve hasar yönetimi yapması için de kullananlar var. Bizim asıl kabiliyetimiz ise fizik modellemeyle henüz hasar kaydının hiç olmadığı yerleri de bilmek. Böylece yeni yerleşime açılacak ya da kullanıma bir mahal için riskler nedir bizimle çalışan buna erişmiş olur. Ancak riskin boyutu artık sadece finansal kurumları değil, bireyleri ve toplumun genelini ilgilendiriyor.

Bizim değer önerimiz net: Riskleri sayısallaştırıyoruz. Dünyanın neresinde riskin yüksek, neresinde düşük olduğunu biliyoruz. Bu kabiliyetle, sadece sigorta dikeyinde değil, toplumun her kesiminin iklim direncini artırmak için çalışıyoruz.
Evinizi, iş yerinizi veya tarım arazinizi bekleyen riskleri bilmek, onlara hazırlıksız yakalanmaktan çok daha iyidir. Geleceği tahmin etmiyoruz, veriyi işleyerek “görünür” kılıyoruz.
