Termal konfor analizlerimizde sıkça karşılaştığımız kritik bir durum var:
Oda, klima sistemiyle tasarım şartlarına uygun şekilde iklimlendirilmiş olmasına rağmen, cam önünde oturan kullanıcıların hissedilir sıcaklığında zamanla artış gözlemlenmesi.
Özellikle zamana bağlı (transient) analizlerde, güneşin gün içindeki hareketiyle birlikte camlardan iç mekâna ışıma (radyatif) yoluyla enerji girişi gerçekleşiyor.
Yaptığımız çalışmalarda bu etki net şekilde görülüyor:
▬ İlk videoda, klima etkisiyle ortam hava sıcaklığının zamanla düştüğü açıkça izlenebiliyor.
▬ Ancak aynı zaman dilimindeki ikinci videoda, pencere önlerinde güneşin doğrudan vurmasıyla birlikte hissedilir sıcaklığın (operative temperature) giderek arttığı gözlemleniyor. Aynı zamanda MRT(Mean Radiant Temperature) da güneşin açı değiştirmesiyle camlar vasıtasıyla ortamı ışıma yoluyla ısıtmaktadır.
Bu durumun temel nedeni; güneşten gelen kısa dalga radyasyonun cam yüzeylerden geçerek iç mekânda doğrudan insan vücudu ve iç yüzeyler tarafından absorbe edilmesi. Hava sıcaklığı kontrol altında olsa bile:
▬ Ortalama ışınım sıcaklığı (MRT) yükseliyor
▬ PMV/PPD değerleri olumsuz yönde değişiyor
▬ Kullanıcıda “klima çalışıyor ama yine de sıcak” algısı oluşuyor
Bu nedenle cam önlerinde yapılan konfor değerlendirmelerinde yalnızca hava sıcaklığı ve hava hızı yeterli olmuyor.
Solar kazançlar, güneşin konumu, cam özellikleri (g-değeri / SHGC), gölgeleme elemanları ve kullanıcı konumu mutlaka zamana bağlı olarak analizlere dahil edilmeli.
Cephelerde Isı Köprüsü Termal Analizleri – Simulasyon vs Analitik Hesap
Nümerik simulasyonlar genelde ya deneysel olarak valide edilir ya da analitik olarak yani klasik yöntemlerle hesaplanabilen basit bir benchmark senaryo...
